İlk FDM 3D yazıcınızı almadan önce nozzle, kapalı kasa, tabla, baskı hacmi ve community desteği gibi en önemli seçim kriterlerini öğrenin.

Son birkaç yılda 3D yazıcı teknolojisi büyük bir değişim yaşadı. Bir zamanlar yalnızca mühendislik firmalarının veya büyük üretim atölyelerinin ulaşabildiği bu cihazlar artık ev kullanıcıları için de erişilebilir hale geldi. Bugün internette kısa bir araştırma yaptığınızda birbirinden farklı onlarca model, yüzlerce teknik özellik ve binlerce kullanıcı yorumu ile karşılaşıyorsunuz.
İlk bakışta bu durum avantaj gibi görünse de aslında tam tersi bir problem oluşturuyor. Çünkü seçenek arttıkça doğru ürünü seçmek zorlaşıyor.
Özellikle ilk kez 3D yazıcı satın alacak biri için pazarlama dili ile gerçekten önemli teknik özellikleri birbirinden ayırmak oldukça güç. Üreticiler baskı hızını, yapay zekâ destekli özellikleri veya ekran tasarımını ön plana çıkarırken, uzun yıllar sorunsuz kullanım sağlayacak asıl kriterler çoğu zaman ikinci planda kalabiliyor.
Ben bu yazıda herhangi bir marka veya model önermeyeceğim. Bunun iki nedeni var. Birincisi teknoloji çok hızlı değişiyor ve bugün önerilen bir model birkaç yıl sonra güncelliğini kaybedebiliyor. İkincisi ise doğru seçim, yalnızca cihazın markasına değil, sizin kullanım amacınıza göre değişiyor.
Bu rehberde anlatacağım konular zamandan bağımsızdır. Bugün de geçerlidir, birkaç yıl sonra yeni modeller çıktığında da büyük ölçüde geçerliliğini koruyacaktır. Çünkü iyi bir FDM 3D yazıcının temel ihtiyaçları değişmez.
Amacım size belirli bir cihaz satmak değil, doğru cihazı seçebilecek bilgi birikimini kazandırmak.
İlk kez 3D yazıcı alacak kişilerin büyük bölümü doğrudan model karşılaştırmalarına başlıyor.
Aslında başlanması gereken yer burası değil.
İlk olarak şu sorunun cevabını vermelisiniz:
3D yazıcıyı neden almak istiyorum?
Bu soruya vereceğiniz cevap, satın alacağınız yazıcının neredeyse bütün özelliklerini belirleyecektir.
Örneğin yalnızca masaüstü figürler basmayı planlayan biriyle, elektronik projeleri için kutu üreten veya kırılan ev eşyalarını tamir etmek isteyen bir kullanıcının ihtiyaçları aynı değildir.
Bazı kullanıcılar dekoratif ürünler üretirken bazıları tamamen fonksiyonel parçalar üretir.
Kimisi yalnızca hafta sonları hobi amaçlı baskı alırken kimisi neredeyse her gün üretim yapar.
Dolayısıyla "en iyi 3D yazıcı" diye tek bir cihaz yoktur. Sizin ihtiyaçlarınıza en uygun yazıcı vardır.
Bu rehberi hazırlarken günlük kullanım, hobi üretimi, maker projeleri ve kişisel tasarım odaklı düşündüm. Eğer ilk yazıcınızı alıyorsanız, büyük ihtimalle siz de bu kullanıcı grubunun içerisindesiniz.
3D yazıcı dünyasında farklı üretim teknolojileri bulunuyor. Bunların her biri farklı kullanım senaryolarına hitap ediyor.
Ben kendi deneyimlerim doğrultusunda yalnızca filament kullanan FDM yazıcılardan bahsedeceğim.
Bunun temel nedeni, uzun süredir bu teknolojiyle çalışıyor olmam ve gerçek kullanıcı deneyimini aktarabilmek istemem.
Kullanmadığım bir teknoloji hakkında teorik bilgiler vermenin doğru olmadığını düşünüyorum.
Bu nedenle burada anlatacağım bütün tavsiyeler, filament kullanan FDM yazıcılar içindir.
Yeni başlayanların yaptığı en büyük hata, teknik özellik tablolarına gereğinden fazla odaklanmalarıdır.
Çoğu kişi satın alma aşamasında şu özellikleri karşılaştırıyor:
Baskı hızı
Maksimum nozzle sıcaklığı
Dokunmatik ekran
Dahili kamera
Wi-Fi bağlantısı
Mobil uygulama
Yapay zekâ destekli hata algılama
LED aydınlatma
Bunların hiçbiri kötü özellik değildir.
Ancak bunların büyük bölümü, temel baskı kalitesinden sonra gelen konfor özellikleridir.
Bir yazıcının hızlı olması, her zaman iyi baskı alacağınız anlamına gelmez.
Aynı şekilde büyük bir ekran veya mobil uygulama da baskı kalitesini tek başına artırmaz.
Ben yeni başlayan biri için öncelik sırasını şu şekilde oluşturuyorum:
Güvenilir mekanik yapı
Tutarlı baskı kalitesi
Güçlü kullanıcı topluluğu
Yedek parça bulunabilirliği
Kolay bakım yapılabilmesi
Otomatik kalibrasyon sistemleri
Kapalı kasa yapısı
Yazılım desteği
Bu sıralama tamamen uzun vadeli kullanıcı deneyimine dayanıyor.
Çünkü ilk birkaç hafta her yazıcı güzel görünebilir.
Asıl önemli olan, altı ay sonra da aynı kalitede baskı alabiliyor olmanızdır.
Bana göre yeni başlayanların en fazla önem vermesi gereken konu, cihazın arkasındaki kullanıcı topluluğudur.
Bunu özellikle vurgulamak istiyorum çünkü çoğu inceleme videosunda bu konu yeterince anlatılmıyor.
Şöyle düşünün.
Yazıcınızı satın aldınız.
İlk hafta her şey yolunda gidiyor.
Sonra bir gün ilk katman tabladan ayrılmaya başladı.
Başka bir gün filament dişli tarafından düzgün beslenmedi.
Daha sonra baskının ortasında nozzle tıkandı.
Destekler kırıldı.
Stringing oluştu.
Katman kayması yaşandı.
İlk bakışta bunların hepsi büyük arızalar gibi görünür.
Oysa bunların önemli bir bölümü, 3D yazıcı kullanan hemen herkesin en az bir kez karşılaştığı normal durumlardır.
İşte bu noktada güçlü bir kullanıcı topluluğu devreye girer.
Yaşadığınız problemi internette arattığınızda aynı sorunu yaşamış yüzlerce hatta binlerce kullanıcı bulabiliyorsanız çözüm süreci inanılmaz hızlanır.
Çoğu zaman birkaç dakikalık araştırma, sizi saatler sürecek deneme yanılma sürecinden kurtarabilir.
Bunun tam tersi durumda ise küçük bir problem bile günlerinizi alabilir.
Bu nedenle ben yeni başlayan birine her zaman aynı tavsiyeyi veriyorum:
Satın aldığınız yazıcının yalnızca donanımına değil, etrafında oluşmuş bilgi birikimine de yatırım yapıyorsunuz.
Topluluk ne kadar büyükse, öğrenme süreciniz de o kadar kolay olacaktır.
İlk kez 3D yazıcı alacak kişilerin kafasını karıştıran konulardan biri de nozzle çapıdır.
Bugün piyasada farklı çaplarda birçok nozzle bulunuyor.
En yaygın olanlar:
0.2 mm
0.4 mm
0.6 mm
0.8 mm
1.0 mm
İlk bakışta daha büyük nozzle'ın daha hızlı, daha küçük nozzle'ın ise daha kaliteli baskı alacağı düşünülebilir.
Bu kısmen doğrudur.
Ancak işin pratik tarafı biraz farklıdır.
Ben günlük kullanım için hâlâ 0.4 mm nozzle kullanmanın en doğru tercih olduğunu düşünüyorum.
Çünkü sektörün yıllardır kabul ettiği standart budur.
Hazır baskı profillerinin büyük bölümü bu çap için hazırlanır.
İnternette bulacağınız eğitim videoları çoğunlukla bu ölçü üzerinden anlatılır.
Karşılaştığınız problemlerin çözümleri de yine büyük oranda 0.4 mm nozzle kullanan kullanıcıların deneyimlerine dayanır.
Başka bir ifadeyle, yalnızca nozzle değil; aynı zamanda devasa bir bilgi ekosistemi satın almış olursunuz.
Yeni başlayan biri için bundan daha büyük bir avantaj yoktur.
Elbette diğer nozzle çaplarının da kullanım alanları vardır.
Örneğin büyük dekoratif objeler basıyorsanız veya baskı süresini azaltmak istiyorsanız daha büyük nozzle tercih edilebilir.
Buna karşılık çok küçük yazılar, ince yüz detayları veya hassas minyatür parçalar üretiyorsanız daha küçük nozzle daha başarılı sonuçlar verebilir.
Ancak bunların tamamı belirli ihtiyaçlara yöneliktir.
İlk yazıcınızı öğrenme aşamasındayken farklı nozzle çaplarıyla uğraşmak yerine, standart kabul edilen 0.4 mm nozzle ile ilerlemeniz çok daha sağlıklı olacaktır.
Hem baskı profili bulmanız kolaylaşır hem de yaşadığınız sorunlara çözüm üretmeniz çok daha hızlı olur.
İlk yazıcısını alacak kullanıcıların en çok kararsız kaldığı konulardan biri de budur.
İlk bakışta kapalı kasa yalnızca estetik bir tercih gibi görünebilir. Oysa uzun süreli kullanımda bunun yalnızca görünüşle ilgili olmadığını fark ediyorsunuz.
Ben bugün yeniden bir 3D yazıcı alacak olsam, mümkünse kapalı kasalı bir modeli tercih ederim.
Bunun birkaç önemli nedeni var.
FDM yazıcılarda baskı sırasında erimiş filament katman katman soğuyarak sertleşir. Bu süreçte ortam sıcaklığının ani değişmesi bazı filamentlerde baskı kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Kapalı kasa sayesinde yazıcının içinde daha stabil bir sıcaklık oluşur. Bu da özellikle uzun süren baskılarda daha tutarlı sonuçlar alınmasına yardımcı olur.
Her filament için hayati önem taşımasa da uzun baskılarda bunun avantajını hissedersiniz.
3D yazıcılar çalışmadıkları zaman aslında büyük bir toz mıknatısıdır.
Rayların üzerine,
kayışların üzerine,
fanların içerisine,
ekstrüder mekanizmasına
zamanla ciddi miktarda toz birikir.
Kapalı kasa bunu tamamen engellemez ancak önemli ölçüde azaltır.
Bu da bakım aralıklarının uzamasına katkı sağlar.
Sessiz çalışan yazıcılar olsa bile hiçbir FDM yazıcı tamamen sessiz değildir.
Fanlar,
motorlar,
hareketli mekanizma,
soğutma sistemi
belli bir ses oluşturur.
Kapalı kasa bu sesi tamamen yok etmez ancak dışarıya daha az iletilmesini sağlar.
Eğer yazıcınızı çalışma odanızda veya ev ortamında kullanmayı düşünüyorsanız bu küçük fark bile zamanla önemli hale gelir.
Nozzle çalışma sırasında 240°C'nin üzerine çıkabilir.
Tabla ise 60°C hatta bazı filamentlerde daha yüksek sıcaklıklara ulaşabilir.
Kapalı kasa bunları tamamen erişilemez hale getirmese de yanlışlıkla temas edilme riskini azaltır.
Evde küçük çocuk veya evcil hayvan bulunuyorsa bu da göz önünde bulundurulması gereken bir avantajdır.
Hayır.
PLA ağırlıklı baskılar alıyorsanız açık kasalı bir yazıcıyla da oldukça başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz.
Ancak uzun vadeli düşündüğümde kapalı kasanın sağladığı avantajların, oluşabilecek dezavantajlardan daha fazla olduğunu düşünüyorum.
Eğer bütçeniz izin veriyorsa benim tercihim kapalı kasadan yana olur.
İlk yazıcı alınırken en sık yapılan hatalardan biri de mümkün olan en büyük baskı hacmine yönelmektir.
İlk bakışta mantıklı görünür.
"Daha büyük baskı alanı varsa küçük modelleri de basarım."
Bu düşünce yanlış değildir.
Ancak işin pratik tarafında durum biraz farklıdır.
Kendinize şu soruyu sorun.
Gerçekten ne kadar büyük parçalar basacağım?
Bugün internette gördüğünüz figürlerin büyük bölümü zaten parçalara ayrılmış şekilde paylaşılır.
Büyük cosplay parçaları bile sonradan birleştirilmek üzere tasarlanır.
Elektronik kutuları,
masaüstü aksesuarları,
organizerlar,
yedek parçalar
zaten oldukça küçük boyutlardadır.
Dolayısıyla sırf büyük göründüğü için çok geniş baskı hacmine sahip bir yazıcı almak çoğu kullanıcı için gereksiz olabilir.
Daha büyük hareketli parçalar demek;
daha uzun kalibrasyon süresi,
daha büyük gövde,
daha fazla masa alanı,
daha uzun ısınma süresi,
daha yüksek maliyet
anlamına gelir.
Üstelik büyük tablada küçük bir model bastığınız zaman da yine o büyük mekanizmayı hareket ettirmiş olursunuz.
Bu yüzden yalnızca gerçekten ihtiyacınız varsa büyük baskı hacmini tercih etmenizi öneririm.
Yeni başlayanların pek dikkat etmediği ama günlük kullanımda en çok temas edeceğiniz parçalardan biri tabladır.
Çünkü her baskı onun üzerinde başlar.
İlk katmanın başarılı olması büyük ölçüde tabla yüzeyine bağlıdır.
Bugün farklı kaplama türleri bulunuyor.
Ben günlük kullanım açısından yaylı çelik üzerine PEI kaplamalı esnek tablaları çok başarılı buluyorum.
Baskı bittikten sonra modeli spatulayla kazımaya çalışmak hem modele hem de tabla yüzeyine zarar verebilir.
Esnek yaylı çelik tablaların en büyük avantajı budur.
Tablayı çıkarırsınız.
Hafifçe eğersiniz.
Çoğu model kendiliğinden ayrılır.
Bu kadar basit.
İlk başta küçük gibi görünen bu özellik, yüzlerce baskı aldıktan sonra ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Baskının tabladan ayrılması her zaman yazıcının suçu değildir.
Çoğu zaman sorun kullanıcı kaynaklıdır.
Ellerimizde bulunan doğal yağ tabakası zamanla tabla yüzeyine geçer.
Bu da ilk katmanın tutunmasını olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle belirli aralıklarla tablayı uygun şekilde temizlemek iyi bir alışkanlık olacaktır.
Baskı problemlerinin önemli bir kısmı yalnızca temiz bir tabla ile çözülebilir.
Eskiden kullanıcılar baskı öncesinde tablayı manuel olarak ayarlamak zorundaydı.
Nozzle ile tabla arasındaki mesafe kâğıt yardımıyla tek tek ayarlanırdı.
Doğru yapıldığında başarılı sonuç alınabiliyordu ancak özellikle yeni başlayanlar için oldukça zahmetliydi.
Günümüzde otomatik tabla kalibrasyonu bulunan sistemler bu süreci büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Yazıcı baskıya başlamadan önce tabla yüzeyini ölçüyor ve küçük yükseklik farklarını telafi edebiliyor.
Bu hem zamandan kazandırıyor hem de ilk katmanın daha tutarlı olmasına yardımcı oluyor.
İlk yazıcınızı alırken otomatik kalibrasyon özelliğini kesinlikle göz önünde bulundurmanızı öneririm.
Teknik özelliklerde sıkça göreceğiniz ifadelerden biri de ekstrüder sistemidir.
En yaygın iki yapı;
Direct Drive
Bowden
olarak karşınıza çıkar.
Burada amaç hangisinin daha iyi olduğunu söylemek değil, aralarındaki temel farkı bilmektir.
Direct Drive sistemlerde ekstrüder motoru nozzle'a daha yakın konumlanır.
Bowden sistemlerde ise filament daha uzun bir PTFE tüp içerisinden ilerler.
Her iki yapının da avantajları ve dezavantajları vardır.
Ancak yeni başlayan biri açısından önemli olan nokta şudur:
Kullanacağınız filamentlerle uyumlu, ayarları oturmuş ve topluluk tarafından sık kullanılan bir sistem tercih etmek öğrenme sürecinizi kolaylaştıracaktır.
Teknik farklılıklardan çok, o sistem hakkında bilgiye kolay ulaşabilmeniz daha büyük avantaj sağlar.
Teknik özellik listelerinde sıkça göreceğiniz maddelerden biri de filament sensörüdür. İlk bakışta çok önemli görünmeyebilir. Hatta birçok kişi "Filament bitince yenisini takarım." diye düşünebilir.
Kısa süren baskılar için bu düşünce doğru olabilir.
Ancak birkaç saat süren baskılar almaya başladığınızda fikriniz değişebilir.
Şöyle bir senaryo düşünün.
Akşam saatlerinde yaklaşık 12 saat sürecek bir baskı başlattınız. Sabah kalktığınızda modelin bitmiş olmasını bekliyorsunuz. Fakat filament baskının sekizinci saatinde bitmiş ve yazıcı havaya baskı yapmaya devam etmiş.
Sonuç olarak hem saatlerce zaman kaybetmiş olursunuz hem de kullandığınız elektrik ve filament boşa gider.
Filament sensörü tam olarak bunun için vardır.
Filament bittiğinde veya bazı sistemlerde filament akışı durduğunda baskıyı durdurur ve siz yeni makarayı takana kadar bekler.
Ben bunu günlük kullanımda oldukça faydalı buluyorum. Özellikle uzun baskılar almaya başladığınızda, ilk başta gereksiz gibi görünen bu özellik kendini kısa sürede amorti ediyor.
Elektrik kesintileri her zaman sık yaşanmasa da uzun süren baskılarda ihtimal tamamen ortadan kalkmıyor.
Bazı modeller 15-20 saat, hatta daha uzun sürebiliyor.
Böyle bir baskının son saatlerinde yaşanacak kısa süreli bir elektrik kesintisi bütün emeğinizi çöpe çevirebilir.
Elektrik kesintisinden devam etme özelliği bulunan yazıcılarda cihaz, baskının son durumunu hafızasında tutar. Elektrik geri geldiğinde uygun koşullar oluşursa kaldığı yerden devam edebilir.
Burada küçük bir not düşmek gerekiyor.
Bu özellik her durumda baskıyı kurtarmaz.
Elektrik kesildiği sırada model tabladan ayrılmışsa veya soğuma nedeniyle deformasyon oluşmuşsa baskıyı devam ettirmek doğru sonuç vermeyebilir.
Yine de özellikle uzun süreli baskılar için bulunması faydalı özelliklerden biridir.
Son dönemde birçok yazıcı dahili kamera ile geliyor.
İlk kez yazıcı alacak kullanıcıların büyük bölümü bunu vazgeçilmez bir özellik gibi görüyor.
Ben buna biraz daha farklı bakıyorum.
Kamera güzel bir özelliktir.
Ama ilk yazıcınızı seçerken öncelik vereceğim özelliklerden biri değildir.
Kameranın en büyük avantajı baskıyı uzaktan takip edebilmektir.
Özellikle uzun süren baskılarda telefonunuzdan ara sıra kontrol etmek faydalı olabilir.
Bunun dışında timelapse videolar oluşturmak isteyen kullanıcılar için de güzel bir ekstradır.
Ancak sırf kamera var diye mekanik olarak daha zayıf bir yazıcıyı tercih etmezdim.
Önce yazıcının kendisi iyi olmalı.
Kamera sonradan gelen bir konfor özelliğidir.
Yeni başlayanların gözden kaçırdığı konulardan biri de yazılım tarafıdır.
Oysa baskı kalitesini yalnızca mekanik parçalar belirlemez.
Kullandığınız dilimleme (slicer) yazılımı da en az yazıcının kendisi kadar önemlidir.
Bugün kaliteli bir slicer ile;
katman yüksekliğini,
destek yapılarını,
doluluk oranını,
baskı hızını,
sıcaklıkları,
fan kullanımını,
dikiş (seam) konumunu,
yüzey kalitesini
tek tek kontrol edebilirsiniz.
İyi hazırlanmış hazır profiller ise özellikle yeni başlayanlar için büyük kolaylık sağlar.
İlk gün yüzlerce ayarı tek tek öğrenmek zorunda kalmadan başarılı baskılar alabilirsiniz.
Bu yüzden yalnızca cihazı değil, onun yazılım ekosistemini de değerlendirin.
3D yazıcı dünyasında en çok kullanılan dosya formatı STL olsa da günümüzde 3MF formatı da giderek yaygınlaşıyor.
Ben mümkün olduğunca 3MF dosyalarını tercih ediyorum.
Çünkü yalnızca modeli değil;
yönünü,
destek ayarlarını,
baskı profillerini,
renk bilgilerini (uygunsa),
diğer baskı ayarlarını
da saklayabiliyor.
Bu özellikle daha sonra aynı modeli tekrar basacağınız zaman ciddi zaman kazandırıyor.
Bu madde çoğu zaman satın alma aşamasında akla gelmez.
Çünkü herkes yeni aldığı yazıcının uzun süre sorunsuz çalışacağını düşünür.
Aslında doğru olan da budur.
Ancak mekanik sistemlerde bazı parçalar zamanla doğal olarak aşınır.
Örneğin;
nozzle,
PTFE tüpleri (varsa),
fanlar,
kayışlar,
rulmanlar,
tabla yüzeyi,
silikon nozzle çorabı
belirli süre sonunda değiştirilebilir.
Burada önemli olan bunların ulaşılabilir olmasıdır.
Aylarca parça beklemek zorunda kalacağınız bir sistem yerine, yedek parçaları kolay bulunabilen bir ekosistem uzun vadede çok daha avantajlıdır.
Son yıllarda üreticilerin en fazla öne çıkardığı özelliklerden biri baskı hızı oldu.
Reklamlarda etkileyici rakamlar görmek mümkün.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Bir yazıcının teorik olarak çok hızlı hareket edebilmesi, aynı hızda kaliteli baskı alabileceğiniz anlamına gelmez.
Her model farklıdır.
Küçük mekanik parçalar ile büyük dekoratif objeler aynı hızlarda basılmaz.
Bazen baskı süresini biraz uzatmak, yüzey kalitesini belirgin şekilde artırabilir.
Ben günlük kullanımda mümkün olan en yüksek hız yerine, tutarlı kaliteyi tercih ediyorum.
Çünkü bir modeli yarım saat erken bitirmektense, sorunsuz tamamlamak çok daha değerlidir.
Bu bölümde anlattığımız bütün kriterleri özetleyecek olursam, bugün ilk kez FDM 3D yazıcı alacak birine şu özellikleri öneririm:
0.4 mm nozzle ile gelen standart bir sistem
Kapalı kasa (mümkünse)
Esnek PEI tabla
Otomatik tabla kalibrasyonu
Güçlü kullanıcı topluluğu
Yaygın yedek parça desteği
Düzenli güncellenen slicer yazılımı
Filament sensörü
Elektrik kesintisinden devam edebilme
Kolay ulaşılabilen bakım parçaları
Dikkat ederseniz bu listede maksimum hız, büyük ekran veya gösterişli tasarım gibi maddeler yok.
Çünkü bunlar günlük kullanım deneyimini belirleyen temel kriterler değil.
İyi bir ilk yazıcı, sizi ayar yapmakla uğraştırmak yerine üretmeye teşvik etmelidir.
İlk yazıcınızdan keyif alırsanız, zamanla daha gelişmiş ayarları öğrenmek zaten kendiliğinden gelecektir.
İlk yazıcınızı seçerken mükemmel modeli aramayın.
Çünkü böyle bir cihaz yok.
Bunun yerine sizi uzun süre yarı yolda bırakmayacak, öğrenme sürecinizi kolaylaştıracak ve arkasında güçlü bir kullanıcı topluluğu bulunan bir yazıcı seçmeye çalışın.
Unutmayın; iyi bir 3D yazıcı yalnızca güzel baskılar alan bir makine değildir. Aynı zamanda size üretmeyi sevdiren, hata yaptığınızda öğrenmenize fırsat veren ve zamanla yeni projeler denemeniz için cesaretlendiren bir araçtır.
Bu rehberin ikinci bölümünde artık yazıcıyı satın aldığımızı varsayacağız.
İlk filamentinizi nasıl seçmeniz gerektiğini, neden yeni başlayanlar için PLA'nın en doğru tercih olduğunu, nozzle ve tabla sıcaklıklarının baskıyı nasıl etkilediğini, nemli filamentin oluşturduğu problemleri ve ilk baskınızı başarıyla alabilmeniz için bilmeniz gereken tüm temel ayarları detaylı olarak inceleyeceğiz.
Part 2'yi okumak için tıklayın
We can simplify the scope together, then talk through the user flow and the code behind it. A short note is enough.